Güvencesizlik, Güvencesizleşme, Prekarya

“Dünyanın bütün işleri sonuçta aşağılıktır; başkalarının sözüyle, hiçbir tutkusu ya da bir gereksinimi olmaksızın, para, şan şeref ya da bilmem ne uğruna didinen biri her zaman budaladır.” Goethe.

Aşağıdaki metin bir çalışma metninin biraz gözden geçirilmiş versiyonudur. Metin, Berlin’deki Ocak 2005 (Euromayday için hazırlık ağı olan) Frassanito buluşmasındaki insanlar tarafından yazılıp dağıtılmıştı. Nitekim yazı halen oluşum halindedir. Bilindiği gibi (göçle alakalı) 2. eylem günü ( 2 Nisan) ile Euromayday arasındaki karşılıklı ilişkiye değiniyoruz. Lütfen bu satırları, bunu dikkate alarak, Avrupa uzamındaki politik gayeler etrafında ortak bir tartışma oluşturmanın çabası olarak okuyun. İletişim: frassainfo@kein.org      

  1. Güvencesiz kelimesi, harfi harfine, emniyetsiz, belirsiz, güç, kırılgan demektir. Politik bir ifade olarak hiçbir güvencenin olmadığı yaşam ve çalışma koşullarını ifade eder. Örneğin, göçmenlerin ve mültecilerin güvencesiz oturma izni ya da bekar bir anne olarak güvencesiz gündelik yaşam. Terim, 1980’lerin başından itibaren giderek daha fazla emekle bağlantılı kullanıldı. Güvencesiz iş, her türlü emniyetsiz, güvencesi olmayan, esnek sömürü biçimini (kayıt dışı, mevsimlik ve geçici istihdamdan, ev işine, taşeron esnek ve geçici işi, sözüm ona serbest meslek sahibi ya da kendi işinde çalışan kişileri) ifade eder.
  2. İşteki güvencesizlik, giderek daha önce güvenceli daimi istihdam koşullarının ekseriyetle daha kötü ücretli, belirsiz işlere dönüşmesi demektir. Tarihsel ve küresel ölçekte güvencesiz iş, bir istisnayı temsil etmez. Aslında bu, kısa bir dönemin, refah devletinin bir miti olan sözde güvenceli çalışma koşullarına ilişkin fikrin yaygınlık kazanmasına bağlıydı. Oysa küresel Güney’de, doğu Avrupa’da ve kuzeydeki kadın ve göçmenlerin büyük bir kısmı, hep birlikte, küresel nüfusun büyük çoğunluğu, güvencesiz çalışma koşullarına maruz kalmaktadır. Güvencesizlik ayrıca (düzmece) kısa dönemli kesinliklerin çerçevesiyle temsil edilen yerleşik kurumların krizini betimler. Toplumsal emeğin yeni niteliğini imleyen bir sürecin analitik ifadesidir. Emek ve toplumsal yaşam, üretim ve yeniden üretim artık ayrıştırılamaz ve bu, güvencesizliğin daha kapsamlı bir tanımına yol açar: Çağdaş kapitalizmdeki canlı emeğin maddi ve maddi olmayan yaşam koşullarındaki bütün varlıkların belirsizliğidir bu. Örneğin ücret düzeyi ve çalışma koşulları, toplumsal cinsiyet ve etnik rollerle belirlenen görev dağılımıyla ilişkilidir. Yerleşim statüsü, emek piyasası ya da sağlık yardımına erişimi belirler. Görünen o ki toplumsal ilişkilerin bütünü hareket halindedir.
  3. Proletaryayı anıştıran prekarya, güvencesizleşmenin öznel ve ütopyacı momentlerini vurgulamak için saldırgan bir öz-tanım olarak kullanılır. Güvencesizleşmenin, toplumsal cinsiyet rollerinin, fabrika işinin ve yaşam üzerinde emeğin komutasının kitlesel reddi yoluyla ikili bir çehresi vardır: Gerçekten de bir tür aşağıdan esnekleşmeden bahsetmek mümkündür. Güvencesizleşme sermayenin komuta merkezlerinin basit bir icadını temsil etmez: Güvencesizleşme aynı zamanda, emeğin sömürü ve sermayenin yeni değerlenme koşullarını oluşturmak için değişik retleri ve mücadeleleri hatırlatma çabası olarak anlaşılabildiği ölçüde, canlı emeğin yeni seferberlik tutumlarına ve isyanına bir tepkidir. Güvencesizleşme bu yüzden tartışmalı bir alanı simgeler: yeni bir sömürü döngüsünü başlatma çabasının aynı zamanda emeğin eski, fordist rejimin reddini ifade eden arzu ve öznel davranışları ve bir başka, daha doğrusu, esnek bir yaşam arayışını karşıladığı bir alandır bu. Bununla birlikte yeni bir mücadele dönemi olarak prekaryanın, hızlı bir birleşmeyi ve egemen bir toplumsal aktörün oluşumunu hedeflerse eski bir tuzağa düşeceğini düşünüyoruz. Güvencesiz emek ve yaşam koşulları altında solcu aktivistlerin giderek artan katılımından ötürü radikal sol, onun temsilinde kendisini asıl güç olarak meşrulaştırmaya çalışırsa, prekarya gülünç duruma düşer. Ancak asıl mesele, çağdaş canlı emeğin bileşimini şekillendiren hiyerarşileri (illegalleştirilen göçmen temizlikçilerden geçici bilgisayar başı çalışanlara kadar), toplumsal hareketin etkili çeşitliliğini ve ayrı ayrı talep ve arzuları göz önünde bulundurmaktır. Hiç kimse güvencesizleşmeyi yeni bir kimlik içerisinde basitleştirmemelidir. Bu noktada canlı emeğin bileşiminden doğan taleplerin özelliğini gözden çıkarmadan, farklı özne pozisyonlarının yeni ortak bir mücadele zemininin üretiminde elbirliği edebildiği politik bir öznelleşme sürecini hayal etme sorunuyla karşı karşıya kalırız. Bu koşullarda, güvencesizleşmenin –karmaşık ve çekişmeli bir süreç olarak- bir çerçeve ortaya koyabileceğini düşünüyoruz:

 

  • politik olduğu kadar toplumsal bir düzeyde de, farklı özneleri yoğun bir mübadele içerisinde bir araya getirmek.
  • çelişkilere ve mutabakatlara ayrı ayrı gerçeklikler içersinde aracılık etmek.
  • ortak temalar olarak kapsamlı sorunları ayırt etmek.

 

Biz, farklı mücadelelerin otonomisine dayanan, mücadeleler arasında iletişimi teşvik eden, yeni elbirliği biçimleri bulan ve yeni sahalar açan bir süreç tasarlıyoruz.

IV. Özellikle göçmenler günümüz işinin bütün belirtilen küçük düşürme ve güvencesizleşme biçimlerini deneyimlediği ve bilhassa sınırlara ve kimliklere karşı hareketlilik yoluyla karşılık verdikleri için, bir bütün olarak modern emeği biçimlendiren bütün asıl özellikleri kendi öznel konumlarında sergiliyorlar. Bugün onların öznel konumunda toplumsal emeğin ortak bir zeminde varoluşu özel bir anlam kazanıyor. Göçmenlerin emeğinden bahsetmek emeğin farklı yoğunluk derecelerindeki bütün işçileri zaten etkileyen hareketlilik, çeşitlilik, derin değişikliklerine ilişkin genel bir eğilimden bahsetmek demektir. Bu koşulların olası genişlemesinden ötürü, göçmen işçilerin politik merkeziliğinden bahsediyoruz. Göçmenlerin konumu, bütün topluma ve tüm insanların hayatına yayılacağı için, emeğin genel gelişimine karşı mücadele etme yönündeki politik bir toplumsal tercih beklentisini temsil eder. Göçmen emeğinin yanı sıra güvencesiz emeğin de aynı zamanda homojen bir özneyi temsil etmediğinin farkındayız. Bahsettiğimiz özneleşme süreci, göçmen emeğinin kendisini deneyimlemesi gereken ve çağdaş canlı emeğin diğer kesimlerinin talepleriyle ve diğer mücadelelerle giderek artan bir iletişimle teşvik edilebilen bir süreçtir.

 

Bu yazı GÜVENCESİZLİK içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s