Salma El-Wardani: İsyandan Önce Mısır’ın Ekonomisi Nasıldı?

İsyandan Önce Mısır’ın Ekonomisi Nasıldı?[1]

Salma El-Wardani

7 Şubat 2011

25 Ocak ayaklanmasının ertesinde medyada ekonominin sağlığına ilişkin korkular yaygınlaştı. İnsanlar, maaşları, iş kaybetmeler, fiyatlar, enflasyon, iflas ve ekonomiyi yeniden iyileşme yoluna sokma takvimi konusunda paniktiler.

Yegane teskin edici ses televizyonda “yatırıcımlar için demokrasiden daha iyi bir şey yoktur” diyerek boy gösteren 55 yaşındaki zengin iş adamı Naguib Sawiris’den geldi.

Sawinis, Associated Press ile röportajında şöyle devam ediyordu: “Bir işadamı olarak maruz kaldığım bütün karışıklıkların nedeni demokratik olmayan rejimlerin işleyişidir.”

Dünyanın 374.üncü milyarderi (Forbes 2010) için mesele bu kadar basit olabilir ancak yaklaşık yüzde kırkı günde 2 dolar veya bundan daha azıyla yaşayan, Mısır’ın 80 milyonluk nüfusu için mesele bu kadar basit midir?

Milyonlarca insan Mısır çapındaki bütün vilayetlerde Mübarek rejimine karşı isyan ederken,  çoğu işsiz kalmış, geçinmek için ekmek parası bulmaya çalışan milyonlarcası da evde oturmaktadır.        

Yatırım bankası Credit Agricole tarafından Cuma günü yayımlanan son bir rapor, protestoların Mısır’a günde 310 milyon dolara mal olduğunu tahmin ediyor. Birçok sektör (turizm, yatırım ve alt yapı tesisleri) karışıklıktan muazzam bir şekilde etkilendi.

Kriz esnasında, özellikle uydu kanalları aralıksız saldıran ve yabancı muhabirleri feci şekilde döven eşkiyaların görüntülerini daha fazla gösterdikten sonra ve Mısır’ın malum yabancı dost çevresi, yerel ve Arap medyasının hengamenin arkasında yabancı ellerin olduğu iddiasıyla yayılan spekülasyonlarla birdenbire düşmana dönüştükten sonra tahminen bir milyon turist ülkeden kaçmak için havaalanlarına koşturdu.

Sonuç olarak rapor, Mısır’ın GSMH’nın yüzde altısını meydana getiren ve geçen sene dış gelir bakımından 11 milyar dolardan daha fazlasını getiren turizmin, 5.6 milyar doların altına, 2004 öncesi seviyelere gerileyebileceğini tahmin ediyor.    

Ayrıca protestoların başlamasından sadece iki gün sonra Mısırlılar ve yabancı yatırımcılar, tahminen döviz tüccarları, Mısır’dan yüz milyonlarca doları dışarı çıkardılar. Çalışma, 2008’de 1 milyar dolardan 13 milyar dolara çıkarak zirve yapan doğrudan yabancı yatırımın etkileneceğini belirtiyor.

Bu endişelere rağmen Mısır toplumu, temel ihtiyaçları bile satın alamamaktan korkan bir kampın yanı sıra parlak bir gelecek umudunun mevcut ekonomik sıkıntılardan daha baskın olduğu, ağır bir bölünmeye tanık oluyor.

Zamalek’de ikamet eden ve Mübarek karşıtı protestoculardan biri olan 31 yaşındaki Dina Bahgat şöyle diyor: “Çok çetin bir ekonomik aşamadan geçiyor olabiliriz. Fakat Mübarek yönetiminde yalnızca politik olarak değil aynı zamanda yaygın çürüme ve kayırıcılıkla beraber ekonomik olarak da çok daha fazlasına maruz kalacaktık.”

Birçok gelişmekte olan ekonomi tarihi, büyü bozmanın can sıkıcı olduğunu ancak yararlarının da muazzam olduğunu ortaya çıkarıyor.  

Stephen Haber, Kapitalizm ve Latin Amerika’da Ekonomik Büyüme kitabında ahbap çavuş kapitalizminin büyümeye zararlı olmasına rağmen neden ayakta kaldığını ve neden daha sonra da ansızın çöktüğünü inceler. Ahbap çavuş kapitalizmi, hükümetle yakın ilişkileri olan şirketlerin ekonomik güç elde ederek, rekabet etmeden hükümeti kullanma yoluyla yardım ve koruma aldığı bir sistemdir. 

Ahbap çavuş kapitalizmindeki yardımlar önemli sektörlerdeki tekelleri, farklı malların ithali için imtiyazlı lisansları ve şimdi iddia edildiği gibi negatif etkileri olan diğer oldukça büyük ekonomik avantajları içerir. Habber’e göre, 1990’ların sonunda Doğu Asya ekonomilerinin şaşırtıcı bir şekilde hızla erimesinin asıl nedeni ahbap çavuş kapitalizmiydi.

Habber’e göre, tıpkı çürümeye rağmen Mısır ekonomisinin son on yılda gelişmesi gibi, Doğu Asya ülkeleri örneği de –Güney Kore- ahbap çavuşçuluğun ve bankacılık sisteminin nasıl uzun süre icra edilebildiğinin ve daha sonra 1997’in sonunda nasıl Asya krizine yol açtığının olası bir açıklamasını sağlar.

Habber şöyle devam eder: “Genellikle bu yardımlar (vergilerin affedilmesi ya da mali desteklerin sağlanması gibi) karşılıksız servet transferlerinden ziyade ekonomik büyüme koşuluyla gerçekleşir. Bu yardımlar yandaşların –ya daha doğrusu benim yandaş işletme şirketleri olarak adlandıracağım işletmelerin- ekonomik değeri olan hükümet yardımlarına ayrıcalıklı erişimi elde etmesinin sağlanmasıyla artar.”

Habber daha sonra asıl tehlikenin bu yandaş girişimlerin varlıklarını rekabetçi bir piyasadan ziyade sayesinde kuruldukları ve işletildikleri rekabetçi olmayan ölçütlere borçlu olduğunu belirtir: “Bunlar genellikle bütçe dışından finanse edilirler, oysa ahbap çavuşçuluğun maliyetleri daha da gizlidir ve imtiyazlı konumların değerini ölçmek güç olabilir.”

Bu tür örneklerde şirketler kredi alır ve genişleyebilir çünkü büyüklükleri (iflas etmek için çok büyük olan) politik bir servettir. Etkili olmak istediklerine yakın olmak için bedelini düşünmeksizin ülke sermayesindeki yerlerinden edilebilirler.

Mısır’daki durum büyük ölçüde 1997 çöküşünden önceki Asya’ya benzer. 2010 yılında yoz spekülatörler, özellikle emlak sektöründe birçok şaibeli iş sergiledi. Maninaty, New Giza ve Palm Hills –hepsinin sahipleri politik şahsiyetlerdir- ucuza veya bedavaya devlet malı toprağı verilen zengin cemaatlerin başında geliyordu. Örneğin Mansour ve Maghraby Yatırım ve Kalkınma Şirketi tarafından kurulan Palm Hills -şirket yakın zamanda görevi değiştirilen barınma bakanının ailesine aittir- kazanç kaynaklarının çoğunluğu 2007-2009 dönemi sırasında ucuza satın alınan toprağın yeniden satışı yoluyla ülkedeki en büyük toprak bankalarından birine sahiptir.

Mesele, geçen sene alenen iş yapılan en büyük kent planlamacısı ve aynı zamanda eski bir NDP milletvekilinin sahibi olduğu Talat Mustafa Grubu, kendi müsrif Madinaty projesini kurmak için milyonlarca boş emlak arazisini teminat altına alan bir sözleşmeden dolayı bir işadamı tarafından dava edildiğinde dönüm noktasına geldi.

Political Science Quaterly’nin Eylül 2007 “Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki Devam Eden Otoritercilik,” raporuna göre Mısır’daki kamu teşekküllerinin özelleştirilmesi ahbap çavuş kapitalizmini ve bölüşüm adaletsizliğinin neden olduğu toplumsal oynaklığı teşvik etmiştir.

Baş yazar Nader Fergany, Arap İnsani Gelişim Raporu’nda (2002) göze çarpan şeyin şu olduğunu yazıyor: “Yürürlükte olan unsur iktidar ve sermaye arasındaki son derece uygunsuz bir dost ilişkisidir. Yapısal düzenleme programı, az sayıda insanın aslan payına sahip olduğu bir toplum türünün yeniden inşa edilmesine yardımcı oluyor.”

Özelleştirme aslında devlet tekelinin, cep telefonu ticaretinin beraberinde olduğu gibi, özel tekellerle ya da oligopollerle yer değiştirmesi demektir.

Rapor şöyle devam ediyor: “İş sağlayan özel sektör girişimlerinin sicili çok yetersizdir. Enerjik bir burjuvazinin faydalarını görmüyoruz, gördüğümüz şey asalak, komprador bir sınıftır … Sonuçları felaketi aratmayacaktır.”

Rapor 25 Ocak isyanından 8 yıl önce, “bu toplum güç, yoğun ve şiddetli bir toplumsal çatışma dönemine gebedir” öngörüsünde bulunuyordu.  


[1] Bu yazı genel olarak kapitalizm çözümlemesi bakımından son derece sağlıksız bir bakış açısını ifade etmekle birlikte, Mısır’daki ve dolaylı olarak Türkiye’deki gelişmelerin arka planına biraz da olsa ışık tuttuğu için çevrilmiştir (ç.n). 

Bu yazı ORTADOĞU içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Salma El-Wardani: İsyandan Önce Mısır’ın Ekonomisi Nasıldı? için 1 cevap

  1. bizim sonumuzda böle olmaz inşallah😦

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s