Herbert Read: Sanatçının Özgürlüğü

Herbert Read: Sanatçının Özgürlüğü (1943)

Herbert Read, ilk olarak The Politics of the Unpolitical (London: Routledge, 1943) daha sonra To Hell With Culture’da yeniden basılan bu makalede, sanatsal özgürlük ihtiyacını vurgulayarak sanatta “deneysel” bir tutum ortaya atar. Read sanatı özgürleştirici olarak görüyordu fakat bu özgürleşmenin çağdaş toplumda tamamen elde edilemeyeceğini fark etti, bu yüzden de herkesin içindeki sanatçıyı çıkarabilmesi için toplumu dönüştürme çağrısında bulunuyordu.

 

Modern sanat insan kişiliğine dair tek yönlü ve önyargılı bir görüşe sahip olduğumuz yapay sınırları ve kısıtlamaları kırmıştır… Bütün insan türlerinin uyması gereken tek tip bir sanat yoktur… Her sanat türü zihinsel bir kişilik türünün meşru ifadesidir… Gerçekçilik ve idealizm, dışavurumculuk ve kurmacılık hepsi doğal fenomenlerdir ve insanların bölündükleri karşıt okullar yalnızca cehalet ve önyargının ürünleridir. Gerçek bir eklektizm insanın içindeki yaratıcı dürtülerin bütün tezahürlerini sahiplenebilir, sahiplenmelidir.

Eğer her bireyin komşularının müdahalesi olmadan bağımsız kendi yolunda ilerlerlediği, mutlu bir şekilde istediği şeyi ürettiği bir toplum hayal edebilirsek, o zaman böyle bir toplumda her sanatçı türü en uygun bulduğu tarzda kendisini ifade edebilir. Kurmacılar ve aşırı-realistler, gerçekçiler ve dışavurumcular mükemmel bir dostlukla yan yana yaşayıp çalışabilirler. Bu tür bireylerden oluşan bir topluluğu tasarlamanın çok idealistçe olduğunu öne sürmüyorum; gerçekte hedeflememiz gereken ideal olandır. Fakat aslında, halihazırda çok farklı nitelikte topluluklarda yaşıyoruz. Birlikte modern uygarlığı oluşturan bütün farklı toplumlar gerçekte son derece örgütlü ve karmaşıktır ve örgütlenme türlerine göre belli bir sanat türünü teşvik eder ya da bütün sanat türlerine engel olur…

Özgürlükçü tutum esas itibariyle deneysel bir tutumdur … Özgürlükçü bir toplum kişiliğin farklı türlerinin varlığını ve bu türlerin kendilerini sanatsal olarak ifade etmelerinin gerekliliğini açıkça tanıdığında, bilimde zaten benzer grupların kaderi olan belirsizliğe karşı aykırı tarzları kabul etmeyi reddederek kendileriyle gurur duyan sanatsal grupları yerinden edecektir. Her türlü seçkincilik ya da hoşgörüsüzlük, toplumsal seçkincilik ya da politik tahammülsüzlük kadar özgürlük ilkelerine aykırıdır. Bu bakımdan sanat ve bütün kültürel ifade biçimleri siyasal fikirlerle kesinlikle aynı statüdedir…

Sanatın geleceği kişisel mutluluğa bağlıdır. Fakat “mutluluk”la kast ettiğim şey, aslında sanat eseri üretimine en az uygun ruh halleri olan şen gönül hoşluğu durumunu kast etmiyorum. Sanat alanında mutluluk, iş yani yüreğin arzusuna yakın bir şey yaratma yetisi ve kapasitesi demektir. Mutluluk, yaratılan şeyin sahiplenilmesinden daha ziyade onu yaratma ediminin kendisidir. Bu Eric Gill’in çok sık ve son derece haklı olarak savunduğu tezdir. Tez şöyledir: “insan kültürü insan yaşamının doğal ürünüdür ve bu insan yaşamı doğal olarak ve her şeyden önce insan işi meselesidir; boş zaman özü itibariyle yeniden yaratıcıdır, yeniden yaratımın nesnesi bize yaşamda uygun düşecektir, yola devam etmede bir dev gibi sevinebiliriz.” Bir masa yapar ve ona iş deriz; bir resim yapar ve eğer resmi satmayı kafamıza koymuşsak onu sanat olarak adlandırırız, eğer kendi keyfimiz için yaparsak oyalanma olarak adlandırırız. Ancak gerçekten hiçbir fark yoktur: sanat yaptığımız şeyin maksadından daha çok onun içkin nitelikleriyle, sanatçının da ondan beslendiği niteliklerle belirlenir; sanatın keyfi bunların yaratma ediminden kaynaklanır ve tali, tahrik edici bir tarzda onları yeniden yaratma ediminin düşüncesinden kaynaklanır. Hem sanatçı hem de sanat eserine ilişkin her türlü dar anlayışın önüne geçmek istiyorum. Her insan potansiyel olarak bir sanatçıdır ve bu potansiyel hatırı sayılır ölçüde toplumsal önem yüzündendir. Birey ve toplum çok karmaşık bir ilişkinin zıt kutuplarıdır. Birey doğum sırasında anti-sosyaldir –herhangi bir bebeğin ilk günlerini gözlemleyin. Paradoksal bir şekilde, kişiliğini kazandığı ancak aslında kişiliği toplumsal normalliğin geçerli anlayışına tabi kılmanın sonucu olan karakteri uzlaştırma sırasındaki can sıkıcı bir adaptasyon süreciyle toplumsallaşır. İnsanların maruz kaldığı psikolojik hastalıklar bu uzlaşmanın ya da uyumsuzluğun bir ürünüdür. Giderek kesinlik kazana şey bu hastalıklardan büyük ölçüde sanat pratiğiyle kaçınılabilmesidir. Şeyleri yapan insanlar –kendi gözlemim dışında hiçbir kanıta sahip değilim- sinir bozukluklarına daha az eğilimlidir ve geçerliliği kabul edilmiş zihinsel hastalıkların tedavi biçimlerinden biri de “meslek terapisi” olarak bilinir. Hiç kimse sanatın işlevinin yalnızca insanları sağlıklı tutmak olduğunu öne sürmeyecektir; ancak öznel etkisi vardır. Sanatçı yalnızca kendisine dışsal bir nesne yaratmaz: böyle yaparak aynı zamanda adam akıllı kendisindeki dürtülerin dengesini yeniden düzenler.

Sanatın toplumsal işlevine bakışımız bu yüzden sanatın özgürlükçü anlayışını pekiştirir. Sanatın bütün türleri makuldür ve arzu edilende budur. Toplumun ihtiyaçları içerisinde yaşanacak dünyanın dış yapısının yanı sıra hayattan keyif alabilen bir kafa yapısını da oluşturur. Bu yüzden sanatçıları teşvik eden yöntemleri –her birimizdeki gizli sanatçıyı- aramalıyız.

Tamamen muntazam bir aklın -düşünce ve his, sezgi ve izlenim arasında eşit biçimde dengeli akıl- olup olmadığı belki de şüphelidir, ancak çabalamamız gereken idealin bu olduğu şüphe götürmez. Ancak böyle bir akıl yaşamın bütünlüğünü ve zenginliğini değerlendirebilir. Eğer bu mükemmel ve uyumlu varlığın modern toplum biçimimizde var olamayacağı sonucuna varırsak, o zaman böyle bir hayat mümkün olana kadar amacımız toplumun biçimini değiştirmek olmalıdır. Bu büyük amaçta sanatın doğasına ve sanatçının işlevine dair doğru bir anlayış esastır.

İng. Çev: Güvencesiz  Çevirmen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s